Bolu Termal Otel KAPLICA
Ana Sayfa \ Termal Bölümlerimiz - Bolu Termal Otel \ Termal Sağlık Kulübü - Bolu Termal Otel \ Bolu Termal Otel KAPLICA
Kaplıca
*İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hidroklimatoloji Kürsüsünün Analiz Raporuna Göre Suyumuzun Özellikleri
* Kaplıca nedir ?
* Termal tedavi nedir
* Klimaterapi nedir
* Kaplıca sularının etki mekanizmaları nedir?
* Kaplıca Tedavisinin Amaçları
* Kaplıca Hangi Hasalıklarda Kullanılır
* Kaplıca Tedavisinin Etkileri
* Kaplıca tedavisinde dikkat edilecek hususlar
* Kimlere kaplıca tedavisi uygulanmaz
* Kaplıca Tedavisi Nasıl Uygulanır
* Kaplıca Tedavisi Nasıl Uygulanır
* Kaplıca veya Kür Krizi nedir. Nasıl tedavi edilir
* Kaplıcaya hangi mevsimde gidilir
* Kaplıcada Tedavi Süresi
* Kaplıca suyunda sıcaklık.
* Kaplıca tedavisinin özellikleri nelerdir.
* İçmece olarak etkileri
* İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hidroklimatoloji Kürsüsünün Analiz Raporu
Jeolojik tanımı :
Büyük ve küçük kaplıca kaynaklarıgenç çöküntü ovasını dolduran yeni alivyonların güney sınırını çizen fay üzerinde sıralanmıştır.Fayın güney yüksekliğinde üst kretase flişleri yer almıştır.
Akaya (Çepni) kaynığı Büyük ve Küçük kaplıcadan gelen fay çizgisi üzerinde olup hemen hemen aynı karakterdedir.
Tıbbi değerlendirme :
Karbondioksitli olan bu toprak kalevili, acı, bikarbonatlı bolu suları içme tarsında kullanıldığında bilhassa karaciğer ve safra kesesi üzerinde olumlu bir etki meydana getirir. Fakat suyun içme olarak asıl etkisi böbrek hastalıkları üzerinedir. Özellikle böbreğin ve idrar yollarının iltihabi hastalıklarında, böbrek taşı ve fonksiyonel hastalıklarda olumlu etkisi vardır.
Dış tatbikler bakımından bu sıcak suların sedatif etkilerinin yanında bilhassa ihtiva ettikleri karbondioksit gazının etkisiyle dolaşım sistemi hastalıkları üzerine olumlu etkisi vardır.
Şu halde bu sular bir taraftan karaciğerin, safra yollarının ve böbreğin işleyişine etki eder ve kanın terkibini dengeli bir hale getirirken, diğer taraftan dış tatbikler yoluyla periferik dolaşımı düzenler.
Bu sular radyoaktif olduklarından karbondioksit gazıyla birlikte inhalasyon bakımından da değer kazanırlar. Üst solunum yolu ve akciğer rahatsızlarında sedatif etki elde etmek için inhalasyon yolu ile tatbik edilirler.
Analiz Yapılan Kaynağın Adı : BOLU, BÜYÜK KAPLICA, BATI KAYNAĞI
İ Y O N L A R mg/lt milival/lt %milival
Amonyum NH4 | - | - | - |
Lityum Li | 0.0240 | 0,0034 | 0,0137 |
Sodyum Na | 46.0000 | 2.0080 | 8.0956 |
Potasyum K | 15,35000 | 0,3925 | 1,5825 |
Kalsiyum Ca | |||
Magnesyum Mg | |||
Stronsiyum Sr | |||
Baryum Ba | |||
Demir Fe | |||
Aluminyum Al | |||
Mangan Mn | |||
Çinko Zn | |||
Krom Cr | |||
Bakır Cu | |||
Titan Ti | |||
Kurşun Pb | |||
Klorür Cl | |||
İyodür I | |||
Bromür Br | |||
Florür F | |||
Sülfat SO4 | |||
Nitrat NO3 | |||
Nitrit NO2 | |||
Hidrofosfat HPO4 | |||
Karbonat CO3 | |||
Bikarbonat HCO2 | |||
Hidroarsenat HAsO4 | |||
Metaborik asidi HBO2 | |||
Metasilikat asidi H2SiO3 | |||
Toplam sülfür H2S |
G a z l a r
F i z i k o – k i m y a s a l ö z e l l i k l e r
R a d y o a k t i v i t e
Kimyasal Sınıflandırma : Bikarbonat ve sülfatlı, kalsiyum, magnezyum ve karbondioksitli
Fiziksel Sınıflandırma : Hipertermal (42 oC), Hipotonik (33.44 milimol/l) bir maden suyudur. Ayrıca Fluorür (2.1 mg/l) vardır.
Analiz Yapılan Kaynağın Adı : BOLU KAPLICALARI KÜÇÜK HAMAM DOĞU KAYNAĞI
İ Y O N L A R mg/lt milival/lt %milival
Amonyum NH4 | - | - | - |
Lityum Li | |||
Sodyum Na | |||
Potasyum K | |||
Kalsiyum Ca | |||
Magnesyum Mg | |||
Stronsiyum Sr | |||
Baryum Ba | |||
Demir Fe | |||
Aluminyum Al | |||
Mangan Mn | |||
Çinko Zn | |||
Krom Cr | |||
Bakır Cu | |||
Titan Ti | |||
Kurşun Pb | |||
Klorür Cl | |||
İyodür I | |||
Bromür Br | |||
Florür F | |||
Sülfat SO4 | |||
Nitrat NO3 | |||
Nitrit NO2 | |||
Hidrofosfat HPO4 | |||
Karbonat CO3 | |||
Bikarbonat HCO2 | |||
Hidroarsenat HAsO4 | |||
Metaborik asidi HBO2 | |||
Metasilikat asidi H2SiO3 | |||
Toplam sülfür H2S |
G a z l a r
F i z i k o – k i m y a s a l ö z e l l i k l e r
R a d y o a k t i v i t e
Kimyasal Sınıflandırma : Bikarbonat (%60.62 milival) ve sülfatlı (%37.62 milival), kalsiyum (%69.92 milival ), magnezyum (%19.71 milival) ve karbondioksitli (714.56 mg/l)
Fiziksel Sınıflandırma : Hipertermal (43 oC), Hipotonik (32.28 milimol/l) bir maden suyudur. Ayrıca Fluorür (2.02 mg/l) vardır.
Analiz Yapılan Kaynağın Adı : BOLU KAPLICALARI KÜÇÜK HAMAM BATI KAYNAĞI
İ Y O N L A R mg/lt milival/lt %milival
Amonyum NH4 | - | - | - |
Lityum Li | |||
Sodyum Na | |||
Potasyum K | |||
Kalsiyum Ca | |||
Magnesyum Mg | |||
Stronsiyum Sr | |||
Baryum Ba | |||
Demir Fe | |||
Aluminyum Al | |||
Mangan Mn | |||
Çinko Zn | |||
Krom Cr | |||
Bakır Cu | |||
Titan Ti | |||
Kurşun Pb | |||
Klorür Cl | |||
İyodür I | |||
Bromür Br | |||
Florür F | |||
Sülfat SO4 | |||
Nitrat NO3 | |||
Nitrit NO2 | |||
Hidrofosfat HPO4 | |||
Karbonat CO3 | |||
Bikarbonat HCO2 | |||
Hidroarsenat HAsO4 | |||
Metaborik asidi HBO2 | |||
Metasilikat asidi H2SiO3 | |||
Toplam sülfür H2S |
G a z l a r
F i z i k o – k i m y a s a l ö z e l l i k l e r
R a d y o a k t i v i t e
Kimyasal Sınıflandırma : Bikarbonat (%58.01 milival) ve sülfatlı (%40.18 milival), kalsiyum (%67.83 milival ), magnezyum (%22.70 milival) ve karbondioksitli (784.70 mg/l)
Fiziksel Sınıflandırma : Hipertermal (44 oC), Hipotonik (33.38 milimol/l) bir maden suyudur. Ayrıca Fluorür (2.06 mg/l) vardır.
* Kaplıca nedir ?
Sıcak, madensel yeraltı sularının ( litresinde en az 1gm mineral ve eşit değerler üzerinde karbodioksit, hidrojen sülfürün ve radon gazlarından en az birinin bulunan sular ) tedavi edici etkilerden banyo veya kısmi banyo şeklinde yararlanılmasına Kaplıca Tedavisi veya BALNEOTERAPİ denir.
* BALNEOTERAPİ NEDİR ?
Balneoterapi doğal iyileştirici etkenlerle yapılan banyo, içme ve inhalasyon (soluma) kürleri şeklinde uygulanan bir uyarı-uyum tedavisi yöntemidir. Kaplıca kürü çerçevesinde balneotera-pide kullanılan doğal iyileştirici faktörler, yer altı kaynaklı doğal "şifalı" sular, çamurlar ve iklimsel etkenlerdir. Doğal iyileştirici etkenler arasında "şifalı sular" yani, termal ve mineralli sular en yaygın kullanılanlardır. Bunların yanında, doğal peloidler (çamurlar) ve gazlar (CO2, Radon ve H2S) da kaplıca tedavisinde kullanılan diğer etkenlerdir.
* Termal Tedavi nedir?
Termomineral su banyosu ,içme , inhalasyon, çamur banyosu gibi çeşitli türdeki yöntemlerin yanında iklim kürü ,fizik tedavi, rehabilitasyon, egzersiz, psikoterapi,diyet gibi destek tedavilerinin birleştirilmesi ile yapılan uygulamalara termal tedavi adı verilmektedir.
* Klimaterapi nedir ?
* Klimaterapi nedir ?
Herhangi Bir kür merkezinin bölgesel iklim faktörlerinin ( hava sıcaklığı, hava basıncı , nem , rüzgar ,oksijen , aerosoller , ultraviyole , iyonlar , elektrik ve manyetik alanlar v.b ) yararlı ve olumlu etkilerinin tedavi amaçlı kullanılmasıdır. Klimaterapi uygulamaları da "Termal tedavisi" kapsamında yer alır.
* Kaplıca sularının etki mekanizmaları :
- Özel Etkiler ;
1- Fiziksel Etkiler ;
a) Kaldırma kuvveti ,
b) Suyun vücut yüzeyine yaptığı basınç,
c) Su içi yapılan harekete suyun relatif direnci
2- Sıcaklık Etkiler ,
3- Mineral Etkiler. - Genel etkiler
Belli aralıklarla tekrarlanan uyaranlarla organizmanın kendi Güçlerinin harekete geçirilmesi temeline dayanır. Burada hem çevresel hemde İklim değişikliklerinin ve diğer tedavilerin hem de termomineralli Termal Suyu ve çamurlarının fiziksel , kimyasal ve termik etkilerinin rolü vardır. Termal tedavisinden sonraki genel etkiler ; hem uzun yıllara dayalı gözlem ve deneyimlerin hem de klinik çalışmaların ortaya koyduğu gibi 6-12 ay sürebilmektedir.
* Kaplıca Tedavisinin amaçları
· Vücut direncini arttırmak,
· Genel durumu düzeltmek,
· Hastanın şikayetlerini azaltmak,
· Hastalık bulgularını ortadan kaldırmak,
· Kalıcı hasarları önlemek.
· Genel durumu düzeltmek,
· Hastanın şikayetlerini azaltmak,
· Hastalık bulgularını ortadan kaldırmak,
· Kalıcı hasarları önlemek.
* Kaplıca Hangi Hasalıklarda Kullanılır
· Kireçlenmeler,
· İltihabi romatizmalar,
· Yumuşak doku romatizmaları,
· Mekanik bel ve boyun problemleri,
· Çalışma şart ve ortamına bağlı ağrılı tablolar,
· Ortopedik problemler; kırık sekelleri,ameliyat komplikasyonları,
· Spor yaralanmaları,
· Kas hastalıkları,
· Nörolojik hasarlanmalara bağlı problemler.
* Kaplıca Tedavisinin Etkileri
Genel durumda düzelme,
· Kan dolaşımında artma,
· Solunum hızlanması,
· İç organ işlevlerinde artma,
· Vücut ısısında artma-terleme,
· Bozulmuş hormonal ve sinirsel dengelerde düzelme,
· Ağrılarda azalma ve kas spazmlarının çözülmesi,
· Hareket kapasitesinde artma,
· Eklam ve kaslardaki kalıcı hasarların önlenmesi,
· Psikolojik rahatlama.
* Kaplıca tedavisinde dikkat edilecek hususlar
Hastalığın kesin tanısı konulmalıdır,
Hastalığın aktivasyon derecesi, yaptığı lokal ve sistemik hasarlar değerlendirilmelidir,
Hastanın sistemik-dahiliye kontrolü mutlaka yapılmalıdır,
Hasta kaplıca kürü esnasında izlenmeli, yararlı ve zararlı etkiler gözlenmelidir.
* KİMLERE TERMAL TEDAVİSİ UYGULANMAZ ?
70 yaş üstü kişiler,Kadınlarda mensturasyon dönemleri , gebelik ve doğum sonrasıDönemler.
* Kimlere kaplıca tedavisi uygulanmaz
Bazı Durumlarda Uzmanlar Kaplıcalara Girmemeyi önerir bazı rahatsızlıkları bulunan kişilere şifalı suları ve kaplıcaları önermemektedir: |
Termal ve kaplıca tercihinizi nerede kullanırsanız kullanın, öncelikle olarak doktor kontrolünden geçmeniz şart. Kaplıca suları herkes için faydalı olmayabiliyor. Uzmanlar, kaplıca için sakıncalı olan hastalıkları şu şekilde sıralıyor: Kanser, tüberküloz, kas hastalıkları, iltihabi tür eklem rahatsızlıkları, nörolojik hastalıkların çoğu, organ yetmezliği durumda; karaciğer, kalp, böbrek yetmezliği (hafif yetmezlik durumunda kontrollü olarak girebilirler), akut kanaması olanlar, ağır anemiler, hipertansiyonun oynak olduğu dönemler, insüline bağlı diyabetteki hastalar, üçüncü aydan sonra hamileler... Suya girdikten sonra, vücudunda normalden farklı bir değişiklik hissedenlerin ise (ateş yükselmesi, tansiyonda oynama gibi) mutlaka doktorla görüşmesi gerek. |
* Kaplıca Tedavisi Nasıl Uygulanır
Tedavi süresi ve şekli; hastanın ve hastalığın durumuna, suyun özelliklerine göre belirlenir,
Tedavi süresi ortalama 2-3 haftadır. Toplam banyo sayısı 15-20 civarında tutulur.
Kürler günlük veya günaşırı yapılır. Günlük kürlerde haftada bir gün ara verilir.
Banyo süresi 5-25 dakika olarak belirlenir.Süre başlangıçta az tutulur, giderek artırılır.
Banyo kürleri genellikle sabahları hafif bir kahvaltıdan sonra uylulanmalıdır.
Yeterli sıvı desteği sağlanmalıdır.
Hastalar kürden önce mutlaka mesane ve barsaklarını boşaltmalıdır.
Banyo içinde en rahat pozisyonda durulmalıdır.
Suyun kaldırma kuvvetinden dolayı su içinde egzersiz kolay yapılır.
Su içinde hareket deriden mineral ve gaz emilimini artırır.
Fazla hareket dolaşım sisteminde aşırı yüklenmelere sebep olur.
Banyodan sonra hasta iyice kurulanmalı ve iyi havalandırılmış bir odada 30-60 dakika dinlendirilmelidir.
Kaplıca kürü esnasında sebze ve meyve ağırlıklı gıdalar tercih edilmelidir
* Kaplıca veya Kür Krizi nedir. Nasıl tedavi edilir
Termal Krizi veya Bonyo Reaksiyonu da denir. Kaplıca tedavisi başladıktan 4-7 gün sonra şikayetler azalmaya başlamışken birdenbire ağrılarda artma, ateş yükselmesi, uykusuzluk, iştahsızlık, bulantı-kusma, kabızlık ve ishal, çarpıntı, terleme, üşüme, sıcağa ve soğuğa tahammülsüzlük benzeri bulguları olan bir tablo ortaya çıkar. Buna Kaplıca-banyo Reaksiyonu ve Termal Krizi denir. Sebebi hormonal ve sinirsel uyum mekanizmalarının bozulmasıdır. Normal olarak bir-iki gün süren bu rahatsızlıklar, kendiliğinden kaybolur, hasta yeniden banyolara devam edebilir. Bunun dışında bir de "Kaplıca Sonu Yorgunluğu" olarak bilinen bir durum sözkonusudur. Hasta, kaplıca kürünü bitirip evine döndüğünde hafif bazı rahatsızlıklar duyabilir. Genellikle evde kısa süreli bir dinlenme ile geçer. Her durumda doktorunuza danışmanızda fayda vardır. Acil tedavi gerekmektedir.
* Kaplıcaya hangi mevsimde gidilir
Genel olarak ifade etmek gerekirse, kaplıca tedavisinin mevsimi yoktur. Ancak gelenekler, bu konuda bir mevsim yaratmıştır. Daha doğrusu, kişi, kendine uygun bir zaman seçmekle birlikte en uygun mevsim ve zaman İLKBAHAR ve SONBAHAR'dır. Romatizmalılar, nevraljiler, ve şeker hastaları için yaz ayları, mide, bağırsak, karaciğer ve sinirle ilgili hastalıklar için de ilkbahar ve sonbahar ayları daha uygun mevsimdir.Bir yılda iki kez kaplıca tedavisinde, mayıs ve eylül ayları seçilebilir.Kaplıca bir hamam değildir. Şifa gücüne sahip yeraltı su kaynağı ve birer sağlık yurdudur. Bu nedenle, o kaynaktan fışkıran suların nasıl ve nerelerde kullanıldığını oralara gidenlerin biraz olsun bilip öğrenmelerinde her zaman yarar vardır.Ülkemiz ikliminin sertliği nedeniyle, ayrıca her kaplıcada kaloriferli otellerin olmayışı yüzünden insanlarımız, kaplıcalara çoğunlukla yaz aylarında gitmeyi tercih etmektedir. Kaplıcada sabun ve benzeri temizleyici kullanmayınız. Tedavinin etkisini azaltır. Sıcak havuza yavaş yavaş girmeli, su içinde olabildiğince hareketsiz kalmalıdır.
* Kaplıcada Tedavi Süresi
Kaplıcada ilk banyonun, on dakikalık bir süreyi kapsaması genellikle kabul edilmiştir. İkinci günden itibaren bu süre arttırılır ve yarım saate kadar uzatılır görüşü ağırlıktadır.
Kaplıca tedavisinin önemli konularından biri de, kaplıcada kaç gün kalınacağıdır. Bu süre 21 gün olmakla birlikte halkımız genellikle kaplıca tedavisini 15 gün olarak uygular. İçme tedavisi de öteden beri 3 gün olarak yapılır. Genellikle üç haftalık ve 21 banyoluk kürlerin tedavi edici etkisi olduğu, uzmanların ortak görüşüdür. Öte yandan, özel durumları dikkate alınırsa, her kişiyi 21 gün kaplıcada tutmanın mümkün olmadığı da düşünülmelidir. Kaplıca tedavisinin çok uzun süre devam etmesi de sakıncalıdır. Hastanın alıştığı bir çevreden ayrı, disiplinli ve yorucu tedavilerle geçen bir hayat tarzı, hastalarda ruhi bunalımlar yaratabilir. Hastalar, içme ve kaplıcalara karşı bir tiksinti ve isteksizlik duymaya başlar. Önemli görülen hastalıklarda, tedavi süresini, çoğunlukla kaplıca hekimi ayarlayabilir. Her hastanın durumu değişik olduğundan, tüm hastalara aynı süre ve aynı çeşit tedavinin uygulanamayacağı açıktır. Mayıs ve Eylül ayları kaplıca için uygun zamanlardır.
* Kaplıca suyunda sıcaklık
Kaplıcada, banyo suyunun sıcaklık derecesi de tedavinin önemli faktörlerinden biridir. Genel olarak, banyo suyunun sıcaklık derecesi vücut hararetinde, 36-38 derecede bulunması gerekir. Ancak, su ne kadar sıcaksa o kadar faydalıdır inancı yaygındır. Yanlış olan bu görüş yüzünden, sıcak sularda haşlananlar pek çoktur. Sıcaklık 38-40 dereceyi geçmemelidir.Ayrıca, alışkanlıklar,vücut örtüsündeki yağ tabakasının kalınlığı, kan dolaşımının normal olup olmadığı da kişinin sıcaklığa karşı gösterecği tepkiyi etkiler. Unutmayın ! Çok sıcak kaplıca çok iyi kaplıca anlamına gelmez.İlk gün on dakikadan fazla kalmak sakıncalı olabilir
* İçme Kürleri
Balneoterapide termo-mineral sularla yapılan banyolardan sonra en çok kullanılan yöntem, "doğal mineralli suların belirli bir sürede, gün boyu belirli aralıklarda ve belirli miktarlarda içilmesi ile yapılan içme kürleri"dir. Burada kullanılan mineralli suyun kimyasal birleşimine bağlı olarak, sindirim sistemi organ ve fonksiyonları üzerinde doğrudan, böbrekler ve idrar yollan üzerinde ise, dolaylı etkiler ortaya çıkar. Ayrıca, kür tarzında belirli bir sürede ve belirli miktarlarda mineralli suların içilmesi ile organizma üzerinde genel olarak olumlu bir etki de gelişir. Bu etki kendini fizyolojik ve patolojik süreçlerde bir dizi olumlu ve tedavi edici değişimlerle gösterir.
Kaplıcada, banyo suyunun sıcaklık derecesi de tedavinin önemli faktörlerinden biridir. Genel olarak, banyo suyunun sıcaklık derecesi vücut hararetinde, 36-38 derecede bulunması gerekir. Ancak, su ne kadar sıcaksa o kadar faydalıdır inancı yaygındır. Yanlış olan bu görüş yüzünden, sıcak sularda haşlananlar pek çoktur. Sıcaklık 38-40 dereceyi geçmemelidir.Ayrıca, alışkanlıklar,vücut örtüsündeki yağ tabakasının kalınlığı, kan dolaşımının normal olup olmadığı da kişinin sıcaklığa karşı gösterecği tepkiyi etkiler. Unutmayın ! Çok sıcak kaplıca çok iyi kaplıca anlamına gelmez.İlk gün on dakikadan fazla kalmak sakıncalı olabilir
* İçme Kürleri
Balneoterapide termo-mineral sularla yapılan banyolardan sonra en çok kullanılan yöntem, "doğal mineralli suların belirli bir sürede, gün boyu belirli aralıklarda ve belirli miktarlarda içilmesi ile yapılan içme kürleri"dir. Burada kullanılan mineralli suyun kimyasal birleşimine bağlı olarak, sindirim sistemi organ ve fonksiyonları üzerinde doğrudan, böbrekler ve idrar yollan üzerinde ise, dolaylı etkiler ortaya çıkar. Ayrıca, kür tarzında belirli bir sürede ve belirli miktarlarda mineralli suların içilmesi ile organizma üzerinde genel olarak olumlu bir etki de gelişir. Bu etki kendini fizyolojik ve patolojik süreçlerde bir dizi olumlu ve tedavi edici değişimlerle gösterir.
* Şifalı Suyun İçme Olarak Faydalı Olduğu Haller
- Mide Bağırsak Tembelliği
- Ağız Kuruması
- Karaciğer Tembelliği
- Safra Kesesi Tembelliği
- Böbrek Tembelliği
- Böbrek Kum Ve Taşları
- Safra Kum Ve Taşları
- Ürogenital Sistem İltihabları (Sistit, Pyelit, Üretrit)
- Kronik Kabızlık (Konstipasyon)
- Her Türlü Mide Bağırsak Parazitleri
- Spastik Kolon
- Hormon Yetersizliği
- Baş Ağrısı
Stres, eksoz ve bacalardan çıkan zehirli gazlar, gürültü ve sıkıcı şehir hayatı, hareketsizlik, vücudumuzdaki metabolik faaliyetleri olumsuz bir şekilde etkiler. Bunun sonucu olarak baş ağrısı, iştahsızlık, mide bağırsak tembelliği, kabızlık gibi belirgin şikayetler oluşur, safra kesesi tembelleşir, safra bağırsağa gerektiği kadar akmaz, safra koyulaşır. Karaciğer hücreleri tembelleştiği için safra imalı azalır. Kesedeki koyulaşmış safra kum ve taş teşekkülüne uygun bir ortam haline gelir. Böbrek faaliyetleri de zayıfladığı için aynı olay orada da olur.
İçmecenin suyu sık aralıklarla içilerek birkaç müsil etkisinden sonra geniş aralıklarla (20-25 dakika) içilerek suyun bağırsak tarafından bir gıda gibi emilerek kana karışması sağlanır. Bu içme kürünün etkili olması için en az 1 hafta veya 10 gün sürmesi uygundur. Devamlı ishal olmak fayda yerine zararlı olabilir, bağırsak mukozasını aşındırdığı için kanama dahi olabilir.
Yukarıda bahsettiğimiz gibi seyrek aralıklarla içilmesi ile kana karışan su vücudun en uzak köşelerine kadar ulaşarak etkilerini gösterir. Suyun bütün vücudumuzdaki hücrelerin hayati faaliyetini kamçılama, hızlandırma etkisi vardır. Ayrıca suyun aynı yönde radyoaktif etkisi de buna ilave edilmektedir.
Su karaciğer hücrelerini aktive ederek safra imalini artırır, tembelleşmiş kesedeki koyulaşmış safra kesenin aktivasyonu ile bağırsağa ulaşır. Bol yeni safra keseyi doldurup boşaltarak yıkamış olur. Bütün vücudun hücrelerinin aynı şekilde çalışması hızlanarak (aktife olarak) hücreler arası boşluklarda yukarıda bahsettiğimiz nedenlerle biriken metabolizma sonu atılması gereken zehirli zararlı maddeler idrar, safra, ter, dışkı, tükrük, mide bağırsak salgıları, pankreas salgısı gibi boşaltım yolları ile bol bir şekilde dışarı atılır ve vücut tümü ile yıkanmış olarak sağlığına kavuşur. Aynı şekilde vücuttaki bütün hormonların aktive olduğu gibi kadın ve erkek hormonları da aktive edilerek cinsel arzunun uyarılmasını ve yetersizliğin tedavisini sağlar.
Şifalı Suyun İçme Olarak Zararlı Olduğu Haller
- Mide Ülseri olanlar,
- Kalp Hastaları,
- Verem Kanser ve Nefritli hastalar,
- İleri Yaşlılar,
- Çok yüksek tansiyonlular,
- Prostat irileşmesi olanlar,
- Hamileler
İçme olarak bu sudan yararlanamazlar
TAMAMLAYICI TEDAVİLER
Kaplıcalarda bir dizi ek tedavi önlemi kompleks bir tür tedavi programı cercevesinde balneoterapötik yöntemlerle integre edilir. Bunlar arasında ellerle uygulanan tedavi yöntemleri en yaygın olanlardır. Böylesi iki yöntem olarak tıbbi masaj ve egzersiz, çağdaş Avrupa kaplıcalarında neredeyse vazgeçilmez birer kür komponenti niteliği kazanmışlardır. Halende en fazla uygulanan iki ek kaplıca tedavi yöntemi olarak önemleri azalmamıştır.
Egzersiz Tedavi
Egzerisiz tedavi geleneksel olrak ortopedik, romatolojik ve nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanılagelmiştir. Son yıllarda özellikle kür merkezlerinde, bu terapi alanı çok çeşitlenerek genişlemiştir. Kalp-akciğer güç kapasitesinin antremanı, nefes ve gevşeme terapileri ve geriyatrideki genel mobilizasyon ve aktifleştirme bunlardan bazılarıdır.
Bütün bunlara ek olarok kaplıca kür merkezlerinde hastaların vücut ve pozisyon eğitim ve informasyonuna yönelik çeşitli organizasyonlar da yer bulabilmelidir. Özellikle, nitelik ve nicelik bakımınından vücudun duruş ve hareketin önemli olduğu hastalıklarda (örneğin, kronik bel ağrısı, diyabetes mellitus) fonksiyonların ve fonksiyon bozukluklarının bilinçli olarak hissedilmesi bu bozuklukların hasta tarafından düzeltilebilmesi için birer ön koşuldur. İntervertebral disk rahatsızlığı olan bir hasta günlük yaşamdaki yanlış duruşunun farkına varamadığı sürece bunu düzeltemeyecektir. Konusunda yetkin bir uzman tarafından yaptırılan vücudu hissedebilme ve algılama alıştırmaları Avrupa ülkelerindeki modern kür merkezlerinde bir çok hastalıkta kullanılan hasta eğitim programlarının önemli bir kısmını oluşturmaktadır.
Su içi egzersiz
Su içi egzersiz, gövdenin, özellikle de sırt ve alt ekstremitelere ait kas ve iskelet sistemi yükünün ve buna koşut olarak ta bu alanlardaki nöral yükün azaltılmasını hedefleyen yoğun kas ve dolaşım sistemi çalıştırmalarıdır. Yani, su dışında yapılan egzersizler sırasında yerçekimi nedeniyle zorlanan uzuvların, hepsinden önce alt ekstremiteler ve omurganın lumbal kısmının, uzun süreli dayanıklılık antrenmanları su içinde yoğun ve etkin bir şekilde yapılabilir. Su içi egzersizlerinin etkilerinden nörolojik hastalıklarda da tedavi amacıyla yararlanılmaktadır.
Bu egzersizler, kara egzersizlerinden anlamlı bir şekilde daha yoğun uygulanabilirler ve özellikle yürüme özürlüler için endikedirler. Ayrıca, multimorbiditede, aktif hareket ile su ortamının karşılıklı
Kaplıcalarda bir dizi ek tedavi önlemi kompleks bir tür tedavi programı cercevesinde balneoterapötik yöntemlerle integre edilir. Bunlar arasında ellerle uygulanan tedavi yöntemleri en yaygın olanlardır. Böylesi iki yöntem olarak tıbbi masaj ve egzersiz, çağdaş Avrupa kaplıcalarında neredeyse vazgeçilmez birer kür komponenti niteliği kazanmışlardır. Halende en fazla uygulanan iki ek kaplıca tedavi yöntemi olarak önemleri azalmamıştır.
Egzersiz Tedavi
Egzerisiz tedavi geleneksel olrak ortopedik, romatolojik ve nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanılagelmiştir. Son yıllarda özellikle kür merkezlerinde, bu terapi alanı çok çeşitlenerek genişlemiştir. Kalp-akciğer güç kapasitesinin antremanı, nefes ve gevşeme terapileri ve geriyatrideki genel mobilizasyon ve aktifleştirme bunlardan bazılarıdır.
Bütün bunlara ek olarok kaplıca kür merkezlerinde hastaların vücut ve pozisyon eğitim ve informasyonuna yönelik çeşitli organizasyonlar da yer bulabilmelidir. Özellikle, nitelik ve nicelik bakımınından vücudun duruş ve hareketin önemli olduğu hastalıklarda (örneğin, kronik bel ağrısı, diyabetes mellitus) fonksiyonların ve fonksiyon bozukluklarının bilinçli olarak hissedilmesi bu bozuklukların hasta tarafından düzeltilebilmesi için birer ön koşuldur. İntervertebral disk rahatsızlığı olan bir hasta günlük yaşamdaki yanlış duruşunun farkına varamadığı sürece bunu düzeltemeyecektir. Konusunda yetkin bir uzman tarafından yaptırılan vücudu hissedebilme ve algılama alıştırmaları Avrupa ülkelerindeki modern kür merkezlerinde bir çok hastalıkta kullanılan hasta eğitim programlarının önemli bir kısmını oluşturmaktadır.
Su içi egzersiz
Su içi egzersiz, gövdenin, özellikle de sırt ve alt ekstremitelere ait kas ve iskelet sistemi yükünün ve buna koşut olarak ta bu alanlardaki nöral yükün azaltılmasını hedefleyen yoğun kas ve dolaşım sistemi çalıştırmalarıdır. Yani, su dışında yapılan egzersizler sırasında yerçekimi nedeniyle zorlanan uzuvların, hepsinden önce alt ekstremiteler ve omurganın lumbal kısmının, uzun süreli dayanıklılık antrenmanları su içinde yoğun ve etkin bir şekilde yapılabilir. Su içi egzersizlerinin etkilerinden nörolojik hastalıklarda da tedavi amacıyla yararlanılmaktadır.
Bu egzersizler, kara egzersizlerinden anlamlı bir şekilde daha yoğun uygulanabilirler ve özellikle yürüme özürlüler için endikedirler. Ayrıca, multimorbiditede, aktif hareket ile su ortamının karşılıklı
etkileşiminden yararlanılan özgün bir tedavi yöntemi olarak ta kullanılabilirler. Egzersiz havuzlarındaki sular, kural olarak içme suyu kalitesinde olmalıdır. Havuz suyu sıcaklıkları hipertermal sular soğutularak veya soğuk mineralli sular ısıtılarak daha çok termonötrale (34-35C) yakın tutulur.
Burada, su basıncı, kaldırma kuvveti ve suyun viskozitesi gibi fiziksel etkenler nedeniyle, su dışında yapılan antrenmanlara göre ek etkilerin varlığı söz konusudur. Tuz ve mineraller içeren sularda suyun kaldırma kuvveti daha fazladır. O nedenle egzersiz banyo-larındaki bu tür ek etki faktörleri ekstremitelerdeki ve omurgadaki eklemlerin hareketliliğinde önemli iyileşmeler sağlayabilir. Bu ise, kas ve iskelet sistemi hastalıkları için özel endikasyonların varlığı anlamını taşımaktadır.
Burada, su basıncı, kaldırma kuvveti ve suyun viskozitesi gibi fiziksel etkenler nedeniyle, su dışında yapılan antrenmanlara göre ek etkilerin varlığı söz konusudur. Tuz ve mineraller içeren sularda suyun kaldırma kuvveti daha fazladır. O nedenle egzersiz banyo-larındaki bu tür ek etki faktörleri ekstremitelerdeki ve omurgadaki eklemlerin hareketliliğinde önemli iyileşmeler sağlayabilir. Bu ise, kas ve iskelet sistemi hastalıkları için özel endikasyonların varlığı anlamını taşımaktadır.



